MUĞLA BAROSU KADIN HAKLARI ve TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ KOMİSYONU’NUN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

8.3.2019 17:58:25
MUĞLA BAROSU KADIN HAKLARI ve TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ KOMİSYONU’NUN 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI

8 Mart Kadının haklı mücadelesinin ve dayanışmasının günüdür. Kadınların 1857 yılında, 16 saatlik çalışma saatleri, düşük ücrete ve insanlık dışı çalışma koşullarına karşı “Kazanana kadar mücadele edeceğiz!”  diyerek çıktıkları bu mücadele, bugün kazanılmış olan haklarından da vazgeçmemek adına devam ediyor. Cesaret, güç, umut, dayanışma ve mücadele bulaşıcıdır. Bu nedenle Muğla Barosu olarak, kadınları şiddete karşı ses çıkarmaktan korkmamaya, hak mücadelesinde yalnız olmadıklarını bilerek hukuki yardım istemeye çağırıyoruz ve bu mücadelede kadınlarla birlikte yürüdüğümüzü bildiriyoruz.
Hukuk fakültesi mezunlarının başarı sıralaması incelendiğinde çok iyi yetişmiş kadın hukukçularımızın olduğunu, ancak Anayasa Mahkemesi’nde bugün hiç kadın üye bulunmadığına dikkat çekmek istiyoruz.


Anayasa’da, Medeni Kanun’da, İş Kanunu’nda kadın ve erkeğin eşitliğini sağlayan hükümler bulunmasına karşın gerçekte bu eşitliğin bir türlü sağlanmadığına dikkat çekmek istiyoruz.
Bağlı bulunduğumuz uluslar arası ve ulusal mevzuat çerçevesinde, eşitlik ilkesi gereği kadınların çalışma hayatlarında eşit ücretlendirme mücadelesinin devam ettiğine dikkat çekme gereği duyuyoruz. Kadınların, gerek ev dışında gerekse ev içinde verdikleri emeğin karşılığında ekonomik bağımsızlıklarını elde etmedikleri gibi, emeklilik hakkını da kazanamadıkları, dolayısıyla ekonomik bağımlılığa mecbur bırakıldıklarına dikkat çekmek istiyoruz.

 

Kadın seçer erkek seçilir mantığından derhal sıyrılarak, eşitlik ilkesi gereği, kadınların salt seçme haklarının olmadığı, pek tabiî ki seçilme hakkına sahip olduklarını vurgulama gereği duyuyoruz. Kadınların, sadece seçilecek olan erkek siyasetçilerin oy almaları için gece gündüz çalışan konumundan çıkartılması, siyasette aktif katılım sağlayacak siyasetçiler olarak yer almaları için adaylık sıralamasında üst sıralarda bulunmaları gerektiğine dikkat çekmek istiyoruz.

 

Karısını 30 yerinden bıçaklayan eşin, sokakta yürüyen hiç tanımadığı kadını kaçırıp tecavüz eden adamın, kendisini terk eden sevgilisinin boğazını kesen gencin, boşandığı kadını öldürerek namusunu temizlediğine inanan eski kocaların sayısı hızla artmakta olduğuna göre, var olan yasalara rağmen, uygulanan cezaların yeterli olmadığına dikkat çekmek istiyoruz.

 

Artarak devam eden kadına yönelik şiddet eylemlerini adeta cesaretlendiren yargı mensuplarının da varlığına dikkat çekme gereği duymaktayız.

 

Hukuki niteliği olmayan, cinsiyetçi söylemler ile son dönemlerde de gerek hükümet gerekse bazı yargı mensuplarınca gündeme getirilen nafaka tartışmaları vasıtası ile boşanmak isteyen kadınları, yoksulluk tehlikesi ile tehdit ederek, boşanma hakkını kullanmasını zorlaştırdığına dikkat çekmek istiyoruz.

Hukukumuzda yoksulluk nafakası cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin, daha ağır kusurlu olmamak şartıyla, boşanmakla yoksulluğa düşen taraf lehine hükmedilmektedir. Kaldı ki, nafaka, taraflardan birinin ekonomik durumunun değişmesi ile değiştirilebilmekte ya da tamamen kaldırılabilmekte iken bu söylemlerle sanki kadınların keyfi olarak çalışmayıp nafakayı kendilerine kolay kazanç olarak gördüğü şeklinde çok yanlış ve haksız bir algı yaratılmaktadır. Oysa temel sorun, toplumumuzda, kadın erkek eşitsizliğinin bir sonucu olarak, eşit istihdam, eşit yaşam şartlarına sahip olmayan tarafın genellikle kadınlar olmasıdır. Bu temel sorunu çözmeden eşit şartlara sahip olmayan kadın yararına hakkaniyet çerçevesinde hükmedilen nafaka, kanun değişikliği ile kadının elinden alınmaya çalışılmaktadır.

 

Yeni yasal düzenlemeler nezdinde 2016 yılında sunulmaya çalışılan, ancak kadınların mücadelesi sonucu engellenen erken yaşta zorla evlendirmeyi meşrulaştırma girişimleri yeniden gündeme getirilmektedir.  Kadına yönelik şiddeti körükleyen, çocuk istismarı suçunu meşru hale getiren evlilik affı gibi hukuk dışı uygulamalara ilişkin söylemlerin ülke gündeminden derhal kaldırılması, bu hususta bağlı bulunduğumuz uluslar arası ve ulusal mevzuatın hukuk politikası izlenmesi gereğini önemle vurguluyoruz.

 

İstanbul Sözleşmesi’nde kadına yönelik tüm suç eylemlerinin uzlaştırma ve arabuluculuğa tabi olmadığı yönünde düzenleme bulunmasına rağmen uzlaştırma savcıları tarafından, bu hükümleri yok sayılmaktadır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Dair Şiddetin Önlenmesine dair Kanun ve İstanbul Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması için mücadelemiz devam etmektedir.

 

Hükümetin de aile hukukuna ilişkin davaları arabuluculuk müessesi ile çözümlemeye yönelik çalışmaları, bağlı bulunduğumuz uluslar arası sözleşmelere ve ulusal mevzuata aykırıdır.

 

Muğla İlinde yasal zorunluluk kapsamında Kadın Sığınma Evlerinin, Kadın Danışma Merkezlerinin, Adli Görüşme Odalarının ve Çocuk İzlem Merkezleri’nin kurulması, uzman personelin çalıştırılması ve ilgili mercilerin faaliyete geçirilmesi taleplerimiz halen kağıt üzerinde kalmış olup, yerel yönetimlerin, yerel siyasete ilişkin, sadece imar, turizm, yol çalışmaları ve diğer hizmetlerin yanı sıra KADINLARIN YAŞAM HAKLARININ güvence altına alınması yönünde sorumluluklarını hatırlatmayı görev addediyoruz.

 

Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu olarak, kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kalktığı, özgürlüklerin kısıtlanmadığı, eşitlik, barış ve huzur içinde bir gelecek için kadınların yüzyıllardır çoğalan mücadelesinde her daim var olduğumuzu kamuoyuna bildirir, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarız.

 

Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu